Sayılmayan Adlarla Neverland'a Gitmek [Savaş Ergül]



kampfplatz 3:8

Şubat 2015






İnkâr edilemez, Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olması, Yüksek Lisans mezunu ve çevirmen olması herkesin dikkatini çekmişti. “Kobane’de bir Boğaziçili”, ilgili ilgisiz herkesin dilinde, internet ve gazetelerin sayfalarındaydı. Bir şey ancak ilginç veya tanıdık bir nesne olduğunda başını çevirip bakanların gözlerinin gördüğü şeyler. İlginç ve tanıdık olanın ötesinde ve aynı zamanda berisinde ise gidilen güzergâh ve ad vardı: Peter Pan gibi Neverland’a gitmek. Peter Pan gibi Neverland’a nasıl gidilir? Nietzsche’den çok önce hep kederli Pascal “Büyük Pan öldü” çığlığını atmıştı. Pan’ın ölümüyle büyüsünü yitiren doğa, cansız ve denetlenebilir bir nesneler toplamına dönüşür. Doğanın Neverland’ına Peter Pan’ın “ölmüş adıyla”; siyasetin Neverland’ına ise, Badiou’nun tabiriyle söylersek, “görünmeyen ve sayılamayanların”, Nejat Suphi’nin seçtiği ve üstlendiği Paramaz Kızılbaş adlarıyla gidilebilir ancak.

Kuramda düşünülenin uygulamaya sokulması, inandığı için mücadele ve riski üstlenme de önemli olmasına önemliydi ama kabul etmek gerekir ki temel fark bunlar değildi. Başka olan, tam da hâkim yapının görmezden geldiği veya yok etmek istediği adların eşliğinde öteye geçme isteğiydi. Ötekilerin sayılmayan bir ötede karşılaşması, başka hafızaların birbirlerine emanet edilmesi, kendi ülkesindeki mevcut durumda sunulan ama temsil edilmeyen Ermenilerin Paramaz’ını ve Aleviliğin Kızılbaş’ını bir Türk komünistinin varoluşunda, sayılmayan ve yok edilmek istenen bir Neverland’a, Kürdlerin Kürdistan’ına -Khora-istan’a- götürmek. Sayılmayan ve hesaptan düşürülmek istenilen adları ve yerleri birbirine teyellemek. Adeta ait olduğu yeri kendi eki kılan yersiz-bir-yön olarak Rojava, bulunduğu coğrafyada temsil ve sunumda tam olarak adları sayılan Arapların, Türklerin ve Farsların hâkim hafızları ve ülkeleri içinde yer tutmayanlar için bir yer-olmayana çağırır. Rojava adı ve Nejat Suphi’nin adları, kurulu iktidarın ve onun muhalefetlerinin makbul çelişki—diyalektik— mantığının ötesinde kalan bir öteki başlangıç için, başlangıçtaki başlangıcın ötesinde yeni bir başlangıç için sayılmayan adlar ve yerler için yerini terk eden siyasal edimlerdir.

Nejat Suphi’yi silerek Paramaz Kızılbaş’a yer vermesiyle, sayılmayan adlarla öteki adları ve onlardan ötesini, ötekinin de ötesindeki ötekileri görünmezlikten çıkarır. Bir vaatten önce kendini silmeye dayanan, bir borç ve armağan ilişkisinin ötesinde karşılıklı yer vermeye dayanan bir ilişkide sözü ve eylemi teslim etmeye çalışır. Neverland’a gitmek, adlar, bellekler ve yerler arasında bir değiş tokuşu hedefleyen bir gündüz-düşüdür. Kendi adını, belleğini ve yerini kazanmak için kendi ötesindeki öteki adlara, belleğe, yere ve onların müdahalelerinin sahiplenmesine bırakmak—edilgin bir bırakış değil, bir müdahaleye bir başka müdahale olarak kendisini bırakmak.

Türkçe içinden kendini Kürdçeye, Türkiye içinden kendini Kürdistan’a bırakmayan, bu bırakış içinde başka adları ve yerleri eşitlik ilkesi altına çağırmayan her siyasal söz ve eylem, ister sağ ister sol siyaset olsun artık sadece vasatî bir iktidar dili olabilir— hayalgücü iktidarı değil. Örneğin Aydemir Güler adında ve onu takip eden fikriyatta olduğu gibi: Kürdçe ve Kürdistan’ın yokluğunda Kürd siyasetini milliyetçilikle suçlayan Türkçe yazan Türk ve Türkiyeli sosyalistlerin mefluç düşüncesinde olduğu gibi. Sayılamayan adları olmadığından, hep ay ve demir olan doğru adları olduğundan haliyle siyasal bir fikirleri ve jestleri de mümkün olamamaktadır. Komünist veya sol adları kendiliğinden siyasal vasıf için yeterli koşul olamaz. Yerini terk eden bir hareket başladığında veya bir olay olduğunda, önceki verili konumların hepsi siyasal olup olmadıkları sorusuyla yüz yüze gelirler. Siyasal bir kanıtlama bahis konusudur. Tıpkı Kürdlerin içerdeki ötekileri olarak Ezidileri, Kürdlerin dışarıdaki ötekileri olarak diğer halkları, hem içeride hem dışarıda öteki olan kadınları ve yoksulları Khora-istan’da yer tutmaya davet eden siyasal kanıtlamada olduğu gibi. Bu kanıtlamadan dolayı Paramaz ve Kızılbaş adlarının ve onlarla birlikte gelmesi mümkün başka adların öteye geçilebileceği düşünülmüştür.

Yeni bir yerin düzenlenişinde hangi logos nasıl ve neyi söyleyebilir? Bu logos, yeni siyasal toposun ve onun mümkün öznelerini hangi adlarla ve ilkelere çağıracaktır? Suphi Nejat’ın Neverland güzergâhının ve Khora-istan’ın birlikte sorduğu sorular olarak devralalım bunları.