Devrim Dersleri [Can Kaya]



kampfplatz 3:9

Temmuz 2015



Zerre, yön. Erdem Tepegöz, 2012, 80’

“Parayı da vermiyorlar, evde erzak kalmadı.”

Filmin henüz girişinde duyduğumuz, kendi hikayemizdir. Ders bir: hayatını idame ettirebilmek için emek gücünden başka satacak bir şeyi olmayan kişiye işçi, sınıfına proletarya denir.

Zeynep, tekstil atölyesinde çalışan bir kent yoksuludur. İşten keyfi biçimde atılır, hiçbir hakkı yoktur. Oturduğu mahalle, zamanında kendi gibi dışlanmışların depolandığı bir havzadır; ancak bugün kentsel dönüşüm kapsamına alınmıştır. İşçi sınıfını kentin çeperlerine itmek ve mevzubahis alandan bir rant yaratmak, neoliberal kapitalizme atalarından mirastır. Ders iki: ilkel birikim, kapitalizmin doymak bilmez açlığıdır. “Feylesof Sokak” bu noktaya işaret eder.

Zeynep şehir dışında, haftalık 90TL’ye, yatılı bir iş bulur. Yanına 3-5 parça bir şey alması istenir, bir de sabah 7’de orada olması. Bindikleri otobüs eskidir, koltuklara üçer kişi otururlar, iş üzerinde denetim sahibi olduğu belli biri otobüste sert bir duyuru yapar: “Yolculuk 4 saat sürcek, 10 dakika tuvalet molası vercez, fabrikaya varınca da herkes tek sıra içeriye geççek”. Aynı despotluk fabrikada da devam eder: “Daha önce fabrikada çalışanlar, sağa geç, geç, geç, geç çabuk!”. Yatacakları yere götürülürler, kir pas içinde, farelerin cirit attığı bir ortamdır. Ders üç: işçilerin zerre kadar değeri yoktur! Nasıl olsa onlar gibi dışarıda daha pek çoğu vardır ve onların ölmeyecek kadar beslenmesi, şayet ölürlerse yerlerine çalışabilecek -ya da yedek işçi ordusunun bir neferi olabilecek- birilerini bırakmaları kafidir. Kaldı ki Zeynep vasıfsızdır. Vasıfsızlığının ölçütü iş tecrübesi eksikliği olarak gösterilse de, asıl sebep üretim sürecine hakim olamamasından kaynaklanır.

Bir kadın olarak hayata tutunmaya çalışan Zeynep, fabrikada bir tecavüz girişimine maruz kalır. Ders dört: bir kadın çalışmak isterse ucuz iş gücü olarak “piyasa”da kendine yer bulabilir, ancak sonucuna katlanmalıdır. “Zaten çalışarak başına gelebilecekleri ne kadar istediğini” ortaya koymuştur. Fabrikadan dışarı adımını attığı anda aç kalacağı, tecavüzün faili tarafından bilinmektedir.

Fabrikada iş bölümü keskindir, sıkı bir disiplin vardır. Yatma, kalkma, yemek saatleri bellidir. Ders beş:

19. yy’da kaldığı iddia edilen vahşi kapitalizm, ölmemiştir! Sadece üretim alanı değil, yeniden üretim alanı da mutlak biçimde sermayenin kontrolündedir.

Filmin başından beri kadın pazarladığı düşündürülen adam, sonunda organ mafyasının bir elemanı çıkar. Ders altı: Bedenini satmakla böbreğini satmak arasında ahlaki bir fark yoktur. Satılanın bir hizmet ya da mal olması, onun meta karakterini değiştirmez.

Ve ders yedi: Mamak’ın yoksul bir mahallesinde, elli küsür yaşına rağmen iki ayrı yere temizliğe giden -ve geçtiğimiz hafta bu işlerden birinden atılan- Senem annenin, hapishanedeki kocasına para yollayan yine temizlik işçisi Filiz ablanın ve epilepsi olmasına rağmen hastalığını gizleyerek çöp kamyonunun arkasında şehrin atıklarını toplayan Haydar’ın cür’eti, devrim hayalleri kuran Çan’dan on bin kat fazladır! Bir destan yazılacaksa, yalnızca onların adlarıyla yazılmalıdır.