Üç Tarz-ı Birikim [Kansu Yıldırım]

kampfplatz 2:5

Şubat 2014



AKP, iktidara geldiği andan itibaren sağ ideolojilerin, piyasacı ve muhafazakâr eğilimlerin ideal bir sentezleyicisi ve katalizörü olarak, pek çok çıkar odağını hükümet kapasitesi altında toparlayabilmesiyle hala ayakta. Tabi hala ifadesi, şu aralar muammada. Çünkü AKP’yi bilhassa ekonomik olarak destekleyen, AKP rejiminin konsolidasyonu için sadece lobi değil, gerektiğinde kapı kapı örgütlenme çalışması yapan Hizmet Hareketi ile mesafesi açılmaya başladı. Hizmet Hareketi ile uzunca bir zamandır hem siyasi hem de ekonomik olarak gerilimleri olan, kamudaki kritik bürokratik karar mekanizmalarından Hareketin temsilcilerinin dışlanması ile başlayan; Gezi süreci esnasında Arınç ve Erdoğan ile yaşanan görüş ayrılığı ile tırmanan; dershanelerin kapatılması ile ayyuka çıkan; Bakanların çocukların gözaltına alınması ile başlayan yolsuzluk soruşturmasının 4 bakanın istifasını beraberinde getirmesi ile sonuçlanan süreçte AKP, artık siyasal temsil kriz eşiğindedir. Her zaman bu eşikte olmasına karşın kendi tabanındaki özdeşlik halinin bozulması şimdi başladı diyebiliriz. Çünkü AKP’nin henüz bir CHP kadar siyasallaşmamış, oturmuş kitleye sahip olmaması kemikleşme (ossification) sürecini sarsmıştır. Bu da kısa ve uzun vadeli hesap yapan AKP’de kümelenen çıkar gruplarının yeni bir alternatif arayışını hızlandırmıştır. Kritik mesele, AKP’den koparken ya da AKP yerine yeni bir siyasal özne yaratırken yaratık yaratmamaktır; iktidar bloğunun ortak çıkarlarını koruyacak kollayacak, toplumsal rızayı temin edecek bir siyasal oluşum olmalıdır. Böylelikle, ihaleleri ve şantiyelere zeval verdirmeyen bir birikim süreci rahatlıkla işlemeye devam edebilir.

AKP dönemindeki büyük dönüşüm, ekonomik açıdan birikim süreçlerine de sirayet etti. Örneğin, kamunun tüm mal ve varlıkları doğrudan sermayenin mülkiyetine devredilerek, yani özelleştirilerek tavan yaptı. Yahut metalaşmayan alanlar dağlar, dereler, tepeler, cennetten arsa satılır gibi satıldı. Tüm bunlar De Angelis’in ya da Harvey’in el koyarak birikim dediği sürece işaret ederken, AKP sermaye birikim süreçlerine de bir yenisini ekledi: Ayakkabı Kutusunda Birikim. Gerçekten Türkiye’de Halkbank’ın Genel Müdürü’nün evinde ayakkabı kutularında toplam 4 buçuk milyon dolar para bulundu. Aynı şekilde İçişleri Bakanı’nın oğlunun evinde ve yatak odasında para sayma makineleriyle ve kasalarla birlikte 1 milyon liranın üzerinde para çıktı. AKP’nin birikim süreçlerinde tesis ettiği dönüşümün 3 aşamalı olduğunu anlıyoruz:

El koyarak birikim: kamunun mal ve hizmetlerini sermayenin mülkiyetine geçmesi.

Yastık altında birikim: Rüşvet ve ihaleye fesat karıştırarak elde edilen milyonların başka yolsuzluklar için muhafazası.


Ayakkabı kutusunda birikim: Piyasada izi sürülmemesi için yolsuzluktan gelen, dolar cinsinden milyonların temellükü.