Taş Uçtu, Şiir Budur! [Soner Torlak]

kampfplatz 1:3

Haziran 2013



"Evrende bir enerji hasıl oldu". Gezi Parkı protestolarıyla başlayarak bir halk isyanına dönüşen toplumsal hareketi böyle tanımlamak da mümkün. İsyanın ve devrimin en güzel tarafı, gerçekleşene kadar üzerine konuşulamaması galiba. Burjuva medya, bürokrasi zevatı, stratejik analizciler, istihbaratçılar ve akla gelebilecek her türden "devlet parçacığı" süreçten "kaygı duymakla" meşguller. Ortasından karpuz gibi çatlayan şey, hegemonyanın ta kendisidir. Bazı zavallı burjuva gazeteciler insanları sandığa çağırır ve bazılarıyla X, Y, Z jenerasyonuna ilişkin "analizleri"ni derinleştirirken, insanlar sokakta artık başka bir dili icat etmenin keyfini sürüyor.


"Başına bir hal gelirse canım / Sandığa gel sandığa" türküsünü çığıranların, insanların artık onların seçimlerini, sandıklarını kafalarına çalacak duruma geldiklerini görememeleri ise ancak iktidarın yoğun radyasyonuna maruz kalmaya ilişkin beyin fonksiyonlarında yaşanan tahribatla açıklanabilir. "İsyan" yumurtadan çıkmadı, çok alametler belirmişti, diyalektik birikim hükmünü icra etti ve son bir damlayla "kova taştı". İlhan Berk zamanında yaptığı bir konuşmada "Taş düştü, bu şiir olmaz, taş düştü, şiir budur!" demişti ya, belki de bu kadar taşın uçabileceğini tahmin etmemişti.