Kendi-lik? [Utku Özmakas]

kampfplatz 1:2

Şubat 2013



Bir süredir yoğun bir Foucault okuması içerisindeyim. Dikkatimi çeken bir husus var, arz edeyim: Hem Hülya Tufan Tanrıöver’in oldukça başarılı bulduğum Cinselliğin Tarihi hem de Kerem Eksen’in Doğruyu Söylemek çevirisinde “kendilik kaygısı” diye bir kavram çevirisi/önerisi var. Foucault’nun son dönem çalışmalarında geleneksel “kendini bil”in (gnothi s’auton) epistemolojik örsüne karşı öne çıkardığı “kendine özen gösterme”nin (epimeleia s’auton/souci de soi/care of the self) karşılığı olarak “kendilik kaygısı” deniyor/öneriliyor bu çevirilerde. Bildiğim kadarıyla ne auto ne soi ne de self “buradaki anlamıyla” “kendilik” bağlamına sahip. Bu yapım ekinin ifadedeki kaygı bağlamını tamamlamak için konduğu gibi bir şüphem var; ne var ki böyle bir ek sanki Foucault’da “tözsel bir kendilik” varmış gibi bir görüntü ortaya çıkarıyor. Foucault’nun kaygıdan ziyade “kendi”yle ilgilenmeye, meşgul olmaya, üstüne titremeye, özen göstermeye gönderme yaptığını düşünüyorum. O nedenle ortadaki mesele bir “kendilik” değil de, “kendi” meselesi galiba.