Gezi'deki Tahtakuruları, Lice'deki Leş [Cenk Ertan]

kampfplatz 2:6

Haziran 2014



12. 11. 2013 tarihindeki Aykırı Sorular programının son sorusunda, Enver Aysever, İlber Ortaylı’ya “Gezi Meselesi”yle ilgili ne düşündüğünü sorar? Ortaylı, meseleyi bir istihdam sorunu olarak yorumlar ilk önce. İyi eğitimli bireylerin “devlet kapısı”nda hak ettikleri yerlere alınmadıklarından başlayıp devletin artık gayri ciddi bir şekilde yönetildiğiyle devam eder:  “Biz ciddi bir devletiz, çölden gelmedik.” Demek çölden gelenler var, şükürler olsun hiçbir zaman ırkçı olduğunu unutmuyor. Mesele devlet ciddiliğine gelince, Topkapı Müze Müdürünün Gezi’yi şu sözlerle bağlaması şaşırtıcı olmamalı: “evi tahtakuruları istila edince, kabahat evin hanımı ve beyindedir.” Dikkat edin, Ortaylı, Gezi Direnişi’ni eleştirmiyor, bilakis haklı bir isyan olarak görüyor fakat haklı gördüğü isyan için kullandığı teşbihteki “ev ve tahtakuruları” her şeyi açık ediyor. Haklı olsalar bile önünde sonunda, ezel ebed devlet-evi ve onun sahipleri, bir de bu eve geçici olarak musallat olan ama orada olmamaları gereken asalak tahtakuruları var. Haklı tahtakurular! Türkiye’de hep hükümran olanın yanında saf tutmuş olanların zihniyetini faş eden mükemmel lapsus.

Şaşırtıcı olmayan şey, Enver Aysever’in bu lapsus’u yadırgamaması. Muhalif mahfillerde boy gösteren Fatih Altaylı mukallidi Aysever yadırgamadı çünkü o da bu zihniyetin içinde bütün gıdasını almakta, orada yemlenmektedir. Birgün gazetesi’nde yazdığı bir yazıda, ahlak zaptiyesi olarak Cihangir’de herkese saldıran eski tüfek bir nefer yazısının peşindeyken, yeni neferlerin yepyeni silahlarıyla bedeni paramparça olmuş Ceylan Önkol için “Lice’deki leş” dememiş miydi? Lapsus, lapsus bulunca ortaya bir gaita numunesi beliriyor. Devlet-evinin bu sahipleri Akp’yle buluşan mükemmel ortaklar: yukarıdan aşağıya bakan, baktığında “çapulcu, tahtakurusu, leş, kaçakçı, Roboskili katırları gören” ve herkesin varlığından tiksinen Erdoğan, Naim Şahin, Ortaylı, Aysever, Özdil’in cam gözleri. 

Gezi’deki tahtakuruları, Roboski’deki katırlar, kaçakçılar, çapulcular, sermayenin çarklarının birer birer öldürdüğü işçiler ve devletin bakışının aşağısında kalan herkes, Ceylan Önkol’un hep açık duran gözlerinin “çölünde” dolaşıp durmaktalar. Demek ki çölden, çölden gelecekler…