F4 Krizi [Kansu Yıldırım]

kampfplatz 1:1

Eylül 2012



Malumunuz Türkiye’nin F4 Phantom türü savaş uçağı Suriye karasuları içinde düşürüldü. Suriye-Türkiye ilişkilerinin gerilimli olmasından ötürü sonrasında başlayan diplomatik kriz askeri krize doğru evrilmeye başladı. Spekülasyon yağmuru içinde pek çok tez ve karşı-tez atıldı: iki uçak vardı; tek uçak vardı ve silahsızdı; Türkiye’ye ait bir uçak olduğu belliydi; uçaksavar ile düşürüldü; Rusya’nın deneme amaçlı füzeleri ile düşürüldü… Her ne olursa olsun değişmeyen tek şey yine medyada çıkan savaş borazanlarıydı. Ampirik düzlemde Türkiye’nin askeri kapasitesi ile Suriye’nin askeri kapasitesini mukayese eden emekli asker, akademisyen, “terör uzmanı” unvanlı bilirkişiler, Türkiye’nin kesin kazanacağı gözüyle yorumlar yaptılar ve Hükümetin misillemede bulunması için dil döktüler. Peki, bu kişilerin “savaşalım” mottosunu körükleyen neydi? İşgüzar bir okumayla Clausewitzgil “muharebe doktriniyle” hareket etmeleriydi.

Carl von Clausewitz, savaşın “muharebe” ve sonrasındaki “alan tutma” aşamalarına önem veriyordu. Çünkü ilki taktiksel bağlamda savaşın maddi yönüne tekabül ederken, ikincisi stratejik bağlamda maneviyatına denk geliyordu. Ancak Clausewitz, savaşın mutlak hesaplanamayan doğasından ötürü “geri çekilme”, “savunma” ve “karşısaldırı” gibi sorunsalları Savaş Üzerine tartışmasına ekleyerek mekanik savaş taktiklerinin -bizdeki gibi ampirik askeri kapasite karşılaştırmalarının- işe yaramayacağını göstermeye çalışmıştı. Savaş ile siyaset arasında salınımlı bir ilişki bulunmaktaydı ve siyaset, savaşta yani pratikte içine düşülen zor durumları avantaja dönüştürebilmek amacıyla zaman kazanma hamleleri sağlayabileceği gibi, karşı tarafta oluşturulabilecek otorite eksikliğinden doğan disiplinsizlik ortamıyla askeri manevralara imkân verecek durumları sunabilecekti. Son tahlilde ise siyasetin zor araçları ile devamıydı…


Bizim borazanların gözden kaçırdığı nokta, sadece Clausewitzgil taktik muharebe kavrayışı ile hareket etsek bile sonuç elde edemeyeceğimizdir. 1946 tarihinde Sovyetler Birliğinde Albay Profesör Rasin -Lenin’in Clausewitz’ten etkilenmesini meşrulaştırıcı argüman olarak kullanarak- Clausewitzgil savaş doktrininden neden vazgeçildiğini Stalin’e bir mektup ile sorduğunda başka bir tartışma başlamıştı. Stalin, taktik muharebe konusunda Rasin’in Clausewitz’den alınmış olan, savaşın gramer ve mantığından söz eden terminolojisinin kulak tırmaladığını, “manifaktür çağının bir temsilcisi” olan Clausewitzgil muharebe doktrini ile devam edilemeyeceğini ve “şimdi savaşın makinesel çağında olduklarını” söylemişti. Benzer şekilde (Amerika’nın 1996 yılında eskidiği için ıskartaya çıkarttığı) F4 Phantom savaş uçağını vurduğu iddia edilen karadan havaya güdümlü füzenin ise radarda görünmeyen bir teknolojiye sahip olduğu yine borazanlarca itiraf edilmişti.