Ebdülselam Ehmed ve Salih Müslim ile Rojava Söyleşisi [7. Sayı]



"Bugün Özgürlük ve Devrim Rojava'da Yükseliyor"



Söyleşi: Adem Yıldırım, Onur Kartal ve Osman İşçi


Suriye’de devam eden iç savaşın tartışmasız en çarpıcı olaylarından biri 19 Temmuz’la birlikte ortaya çıkan Rojava devrimi oldu. Her ne kadar hem bölgenin hem de dünyanın egemen güçleri bu adı ve oluşumu görmezden gelse de Rojava öne sürdüğü siyasi seçenekle halklar ve özgürlükçü siyasetler için bir umut kaynağı oldu. Üç bölgede ilan edilen kantonlar ve demokratik özerklik adı altında öne sürülen anayasa modeliyle Rojava deneyimi yeni bir aşamaya geçti. Biz de Rojava deneyimine daha yakından bakmak ve kendi siyasal gerçekliğimiz bakımından Rojava Devriminden ne türden dersler çıkarabileceğimizi öğrenmek için Rojava Halk Meclisi Eş Başkanı Ebdülselam Ehmed ve dar bir zaman aralığında da olsa PYD Eş Başkanı Salih Müslim’le kısa bir söyleşi yaptık.
 
 Biz söyleşiyi yaptığımız tarihte IŞİD’in Şengal’deki katliamı ve Kobanê saldırısı henüz olmamıştı. Bir yanda azınlığın da azınlığı olarak Êzidîlere karşı gerçekleştirilen katliam, diğer taraftan aylardır kuşatma altında olan Kobanê şehri ve halkı. Bu söyleşide sadece yeni bir siyasal deneyimi değil aslında bu coğrafyada varlığı da ortadan kaldırılmak istenilen bir halkı konuşuyoruz.
    
Öncellikle merak ettiğimiz şey, üç bölgede ilan edilen özerk yönetimler için kullanılan “kanton” adı nasıl ortaya çıktı ve kim tarafından önerildi? Kantonların çalışma tarzları hakkında neler söyleyebilirsiniz? Örneğin nihai karar organı neresidir?

Ebdülselam Ehmed: Bilindiği gibi Kobanê, Cizîre ve Efrîn bölgelerimiz, coğrafi bakımdan birbirlerinden ayrıdırlar. Cizîre ve Kobanê arasında Arap, Kürd ve Türkmen köylerinin bulunduğu bir boşluk vardır. Bu yaklaşık olarak 150-200 kilometrelik gibi bir alandır. Şu andaki en büyük sorun, bölgeler arasındaki bu kopukluktur. Önümüzdeki zamanlarda Rojava’daki kantonlar arasındaki bu kopukluğu gidermek istiyoruz. Yaptığımız şeylerin bir kısmı elimizdeki imkân ve fırsatlara göre belirleniyor. Bu bölgeleri bir araya getirmek kolay değil. Kantonlara dâhil olmayan bölgelerdeki insanları da bu yeni ittifaka katmamız gerekiyor. Örneğin bu bölgelerde bulunan Türkmenler ve onların Meclisleriyle görüştük. İttifak yapabileceklerini söylediler.
 
Cizîre bölgesinde Kürd, Arap ve Süryani halklar var. Bu topluluklar arasında bir sözleşme yapıldı. Bu bölgedeki halklar tarafından bölgenin ve halkların nasıl yönetileceğine dair bir toplumsal sözleşmedir. Bu sözleşme, kantondaki halkların kendi renklerini görebileceği bir anayasadır. Arap, Süryani, Çeçen ve Kürdlerden oluşan özerk bir yönetim kuruldu. İttifakla yapıldığını bir kez daha söyleyeyim. Diğer iki kanton da buradan örnek alarak bir sözleşme yaptılar.

Her kantonun bir meclisi var. Kantonlar kendilerine özgü şartlara göre yasalarını belirliyorlar. Her meclis kendi bölgesine özgü yasalar çıkarıyor. Bu yasalar, partiler yasasından tutun da trafiğe kadar uzanan bir alanı kapsıyor. Her meclisin üç organı bulunmaktadır: yasama, yürütme ve yargı. Nihai karar verme yeri ise yasamadır.
 
Salih Müslim: Şimdi kantonu biz zaten beklemiyorduk, bizim PYD olarak bir projemiz vardı. 2007’de demokratik özerklik kararı almıştık, bunu organize etmeye ve uygulamaya çalıştık. Şimdi orada çeşitli oluşumlar var: Kürdler, Araplar ve Süryaniler. Biz bir parti projesi olmasın, halkın projesi olsun diye orada bir kurucu meclis oluşturduk. Araplar, Süryaniler ve Kürdlerden oluşan meclis karar verdi. Yoksa biz bütün Rojava’yı bir parça olarak görüyoruz. Üç kantona ayırdık çünkü arada kopukluklar var, IŞİD’in hâkim olduğu yerler var. Kantonların İsviçre’dekiyle isim benzerliği var, Kürdçede “herêm” deniyor, kanton adı tanınmış olduğu için öyle deniyor; isim benzerliği dışında da İsviçre’deki kantonlarla bir benzerlik olabilir, ama aynı zamanda bölgenin özgün şeyleri de vardır. Kendi tecrübemiz ve koşullarımıza göre hareket ediyoruz. Yoksa sırf İsviçre’deki kantonda bunlar var diye yapıyor değiliz. İsim benzerliğinden öte kendi gerçeklerimiz doğrultusunda hareket ediyoruz.

Her yerde meclis var, meclislerin her daim etkin oldukları bir düzenleme olarak demokrasiyi algılıyoruz. Kantonun meclisi, kantondan daha aşağı şehirlerin, köylerin de meclisleri var. Bunu henüz yüzde yüz uyguladığımızı söyleyemeyiz ama bu yolda ilerliyoruz. Her birimin bir meclisi olacak, o meclisin kararlaştırdığı kendi birimi için geçerli olacak. Meclis hem özerk bir parça olacak, hem de diğer meclislerle ortak olacak. Alt birimden kantona kadar böyle bir işleyiş söz konusu. Buna demokrasi diyoruz, ya da siz adına ne derseniz. İnsanlar hem karar alacak hem de uygulayacak güçtedirler. Nihai karar kantonun kendisidir.
  
Kantonlar arasında iletişim nasıl sağlanıyor? Kopukluğa rağmen aralarında nasıl bir ilişki var? Kantonların şu anda merkezi Şam hükümetiyle bir ilişkisi var mı? Buradan size herhangi bir tepki geldi mi? Siz nasıl bir ilişki öngörüyorsunuz?

Ehmed: Skype veya telefonla sağlayabiliyoruz. Bir kanton bir diğer kantona ihtiyacı olduğunda para ve askeri meselelerde yardım sunuyor. Üç kantonu birbirine bağlayan üst veya ortak bir organ henüz yok. Suriye’deki iç savaş böyle bir organı oluşturmaya izin vermedi. Şam rejimiyle aramızda bir ilişki yok. İki taraf da birbirine ilişmemektedir. Çok hassas koşullar ve sınırlar içinde hareket ediyoruz. Bastığımız zemin adeta yumurtalardan oluşuyor ve biz bu yumurtaların hiçbirini kırmamaya çalışıyoruz. Rejim, Suriye’deki Hıristiyan, Dürzi ve Kürdlerle yakınlaşmadı. Şu anda bölgedeki savaş, Şii ve Sünniler arasındaki mezhep savaşına dönüştü. Bu mezhep savaşının içinde değiliz. Bütün güçlerle aynı anda savaşacak bir gücümüz de yok. Dört bir yanımız kuşatılmış durumdayken bir çıkış yolu bulmaya çalışıyoruz.
   
Müslim: Kantonların merkezi Şam hükümetiyle bir ilişkisi yok, sistem henüz yeni. Kanton sitemi sadece Rojava’da oluyor, ikinci aşama Rojava’yı birleştirip kantonu bir birim haline getirmek. Bir siyasal çözüm olursa, o zaman belki merkezle bir ilişkisi olabilir. Hatta bu sistemi bütün Suriye için öngörüyoruz, belki başka yerlerde de olabilir, başka oluşumlar da kendi şartlarına uydurabilirler. Merkeziciliğin olmayacağı bir sistem düşünüyoruz ya da bütün kantonları birleştiren bir meclis olabilir. Açıkçası biz de bütün koşulları bilmiyoruz, daha deneme safhasındayız.
 
Kantonların ilan edilmesinden beri hem içeride hem dışarıda karşılaştığınız en önemli sorun veya engeller nelerdir?

Müslim: En büyük zorluk bunu anlatamamak, halkımızın demokrasi tecrübesi biliyorsunuz. Demokrasi bir kültürdür. Demokrasiyi ve bu projeyi anlatmada çok büyük bir zorluk çekiyoruz. Bir zihniyet değişimi gerektiriyor. Sadece bizim için değil komşular için de. O yüzden anlatmakta zorluk çekiyoruz.

Rojava devriminin en çarpıcı, merak ve coşkuyla takip edilen yönlerinden biri hiç kuşkusuz kadınların siyasal ve toplumsal yaşama etkin katılımları oldu. Bu sizin için şaşırtıcı mıydı? Devrim öncesinde Rojava’nın bunun için ne türden bir birikimi vardı? Buna ek olarak, kadınların siyasal ve toplumsal yaşama etkin katılımı için kantonlar ne türden siyasal kurumları ve mekanizmaları oluşturmayı hedefliyor?

Ehmed: Devrimimiz aynı zamanda bir kadın devrimidir. Hareketimizin yarısı kadınlardan oluşmaktadır. Hareket içinde olmayan kadınların eğitimlerini ve siyasal çalışmalara katılımını da kadınlar üstlenmiştir. Her kurumumuzda ve meclislerimizde yüzde kırktan az olmayacak bir kadın kotası zorunluluğu var. Toplamın en az yüzde kırkı kadın olmalıdır. Her kurumumuzda, bir kadın ve erkekten oluşan eş başkanlık sistemi bulunmaktadır. Aslında kantonların ilanından önce de bu sisteme göre çalışmış ve belirli bir altyapıyı oluşturmuştuk. PYD ise, ilk kurulduğu andan itibaren bu tür çalışmalara başlamıştı.

Kadınlar sadece siyasi konularda değil askeri konularda da etkindir. Bütün kurumların kapıları açıktır onlara. Bu konuda Öcalan’ın fikirlerine bağlıyız. Onun görüşleri bize yol açmaktadır.
   
Müslim: Sizin söz ettiğiniz yeniliğin dışında şunu da eklemek gerekiyor. Bu kolay olmamıştır, burada şöyle bir zorluğumuz da var. Kadınların boyun eğdiği erkek egemen zihniyeti sadece erkekler üzerinde değil kadınlar üzerinde de geçerli. Yılların getirdiği bir süreç söz konusu. Bunları aşmak kolay değil… 
 
Şu anda Kantonların ekonomileri ne durumda? Temel hizmetleri yerine getiren kurumların ve bu kurumların çalışanlarının gelirleri nasıl sağlanıyor? Özerklikten bu yana nasıl bir ekonomik model geliştirmeyi amaçlıyorsunuz?

Ehmed: Bildiğiniz gibi Cizîre bölgesinde petrol var. Bu petrolün 1300 kuyusu bizim elimizde. Ama hepsini çalıştıramıyoruz çünkü IŞİD kimi yerlerde petrol borularını tahrip etmiş durumda. Bu borular tahrip edilmeden önce rafineri bölgelerine petrol gönderiliyordu. Petrolü Suriye’deki insanlara ve devlete satıyoruz. Ayrıca bölge tarım bakımından da zengindir, bilhassa buğday. Savaş koşullarında halkın ekonomik durumu zor olmasına rağmen hala kendimize yetebilecek bir durumu sağlayabiliyoruz.

Kamu ve asayiş görevlilerine maaşlarını biz ödüyoruz. Kimileri özerkliği küçümsüyor. Fakat biz özerklik fikrine uygun bir konfederal örgütlenmeyi benimsiyoruz. Ekonomi bakımından da her bölgenin kendine yetebileceği bir düzenleme söz konusudur. Merkezin hiyerarşik gücünün bölgeler arasında dağıtılabileceği bir konfederal düzenlemeyi gerçekleştirmek istiyoruz. Bu konfederal yapının devlete bağlı bir oluşumdan ziyade parti, kurum, grup ve azınlıklar arasındaki bir ortaklık esasınca belirlenmesini istiyoruz.

Müslim: Başlangıçtayız, her şey karmakarışık şu anda. Ne eski ekonomik sistemden kurtulmuşuz ne de yenisini kurabilmişiz. Ama bizim öngördüğümüz bir sistem var, o da toplumsal üretim. İnsanların kendi ihtiyaçlarını karşılamaları için toplu halde üretim de olabilir. Bunu henüz uygulamaya geçiremedik. Biliyorsunuz savaş şartları malum ve bizim üzerimizde bir ambargo var.

Merkezi hükümetin bölgeden çekilmesinden beri eğitim sistemi nasıl işliyor? Hangi eğitim kurumları açık durumdadır? Anayasada belirtilen çok dilli eğitim modeli uygulanmaya başlandı mı?

Ehmed: Rejim dönemdeki okullar hala çalışıyor. Bunları yavaş yavaş dönüştürmeye çalışıyoruz. Bir anda değiştiremeyiz, yeni sistemin nasıl olacağı sorununun yanında bir de yeni sistemin halk tarafından benimsenmesi sorunu var. Öte yandan, pratik nedenler bakımında da eğitimin hepsini şu anda devletin elinden alamayız. İnsanların aldıkları diplomaların diğer devletler tarafından kabulü söz konusu. Bütünüyle bize ait okullarda bu haklarını kaybederler. Bizim vereceğimiz diplomaları diğer devletler tanımayacaklar mesela. Rejimin okulları yanında bizim de açtığımız okullar var. Bizim bölgemizde açık olan rejimin kimi okullarında, öğretilmek üzere programa Kürdçe ve Süryanice dillerini de koyduk. İlkokul birinci sınıftan altıncı sınıfa kadar, Latin alfabesinde kitaplar hazırlanmaktadır. İlk üç sınıf için 65 bin kitap basıldı. Sonraki üç sınıf için de kitaplar basıma hazırlanıyor. Bu kitapların basımları Kuzey Kürdistan’da yapılıyor.

Üniversitedeyse eğitim dilinin Arapça, Süryanice ve Kürdçe olmasına karar verildi. Çıkardığımız her belge bu üç dilde basılmaktadır. Herkes kendi dilinde eğitim görme hakkına sahiptir ve bu üç dil haricindeki diğer diller için de aynı hak söz konusudur. 
 
Müslim: Şimdi eski düzen hala geçerli. Şöyle bir değişiklik oldu. Kürdçe ve Süryanice eğitim verilmeye başlandı, biliyorsunuz Arapça zaten okutuluyordu. Önümüzdeki zamanda matematik ve fizik dersleri de Kürdçe ve Süryanice verilebilir. Hala eski sistemden bahsedebiliriz, çünkü süre çok azdır, bunu uygulamak için zamana ihtiyaç var.

PYD’nin Rojava’daki sistem içinde yeri ve ağırlığı hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Ehmed: PYD Rojava’daki partilerden biridir. Kantonların yönetiminde sadece PYD değil pek çok parti bulunmaktadır. Bir parti tarafından bir öneri sunulur ve bu da meclis tarafından tartışılır. Bir öneri diyoruz çünkü diğer partilerin de öneri getirmeleri söz konusu olmakta ve bu aynı şekilde tartışılmaktadır. Bugün kabul edilen önerilerin hepsi PYD’nin değildir fakat bu öneriler PYD’ye atfedilmektedir. Mesela bizim meclisimiz on partiden oluşmaktadır.

PYD’nin temel özelliği, kitle partisi olmasıdır. Her yerde örgütlenmiş durumda olup geniş bir ağı mevcuttur. Suriye’deki iç savaş başladığında bu yeni döneme bakışı ve olayları yorumlayışıyla diğer partilerden ayrılmıştır. Örneğin diğer muhalif partiler, Esad’ın birkaç gün içinde devrileceğini düşünüyorlardı. Erdoğan da Obama da bunu söylüyorlardı. PYD ise, bu savaşın uzun süreceğini ileri sürüyordu. Bu nedenle, bu ateşten uzak durulmalıydı. Buna üçüncü bir yol da diyebilirsiniz. Sonra yavaş yavaş diğer partiler de bu görüşün doğruluğuna inanmaya başladılar. Öngördüğümüz bu yol sayesinde hem Rojava bölgesini hem de Kürdleri ayrı bir siyasi güç olarak sahneye çıkarabildik. Bu üçüncü yolla PYD halklaştı, bir kitle partisi olabildi. PYD’nin siyasi projesi ise, şu anda uyguladığı ve hatları az çok ortaya çıkan demokratik özerkliktir.

PYD’nin fikri ve düşüncesi, halklara yaklaşımı ulusalcı değildir. Her halktan bireyler partiye üye olabilmektedir. Kimi Kürd partilerinde Araplar ve Hıristiyanlar bulunmaz veya tersi durum geçerlidir. Öte yandan kimi partilerde kadınlar üye değildir. Daha önce söylediğim gibi bizim her kurumumuzda kadınlar en az yüzde kırkla yer almak zorundadır. Biz demokrasinin esaslarını uygulamaya çalışıyoruz.
 
Hem kantonların ilanında hem de genel olarak Rojava’daki siyasal sürecin inşasında YPG’nin rolü ve konumu hakkında bize neler söylemek istersiniz? 

Ehmed: YPG’nin savaşçıları veya üyeleri PYD’ye bağlı değiller. YPG’nin içinde partili veya partisiz pek çok insan var. YPG’de askeri işlere bakanlar siyasi işlerle ilgilenmezler.

Televizyon, gazete ve internetten az çok kimi bilgiler edinebiliyoruz fakat bir de sizden öğrenmek isteriz. Rojava’da, bu savaş ve çatışma koşullarında, gündelik hayatın akışı ve işleyişi nasıl? Örneğin su ve elektrik gibi en temel hizmetler sağlanabiliyor mu?

Müslim: Eski sitemden kopmuş değiliz, elektrik sistemi ve su eski merkezi yapıya bağlı. Zaman zaman var, Efrîn’de ayrı yeni bir su şebekesi oluşturuldu. Kobanê’deki pompalama sistemleri IŞİD’in elinde, altı aydan beridir suyu kestikleri için su yok, barajdan gelen elektrik de yok, çoğu zaman jeneratörle sağlıyoruz, suyu ise kuyularla sağlıyoruz.
  
Kürdistan bölgesinin diğer parçalarındaki siyasal partiler ve hareketlerle geliştirdiğiniz ilişkiler ve ortaya çıkan kimi gerilimler hakkında neler söyleyebilirsiniz? Hem genel olarak Rojava kantonları hem de PYD olarak Kürdistan için nasıl bir siyaset tasarımınız var?
  
Ehmed: Şimdi Rojava’da iki ayrı meclis vardı. Suriye Kürd Ulusal Meclisi ve bizim kurduğumuz Rojava Halk Meclisi vardı. Suriye Kürd Ulusal Meclisi’nin içinde on beş parti, on bağımsız kişi ve ayrıca kimi gençler vardı. Bizim meclisimizde ise, pek çok kurum ve kişi vardı. Suriye Kürd Ulusal Meclisi, Barzani’ye yakın bir siyasi çizgi izlemekteydiler, biz ise Öcalan’a. 2012’de iki meclis olarak Erbil’de bir araya geldik. Barzani’nin arabuluculuğunda Erbil Sözleşmesi adında bir sözleşme imzaladık. On kişilik bir yönetim kuruldu, meclisler beşer üyeyle katıldılar buna. Bu on kişilik yönetimde ben de vardım. Şunda anlaştık: YPG, Asayiş Komitesi ve diğer kurumlarda ortak bir yönetim.

Fakat bu meclislerin Suriye’ye bakışları farklıydı. Biz kendi topraklarımızda kurulacak bir oluşumdan ve Suriye’deki iç savaşın taraflarından uzak durmaktan yanaydık. Onlar ise Suriye Devrimi dedikleri oluşumun bir parçası olmak, savaşa girmek istiyorlardı. Üstelik askeri güçleri de yoktu. Bu durumda olacak şey, Suriye muhalif güçlerinin bizim bölgelerimizde de bütün hâkimiyeti ele geçirmesi olacaktı. Nasıl ki, Suriye’nin diğer bölgeleri darmadağın olmuşsa, bizim bölgelerimiz de öyle olacaktı. Biz ise Özgür Suriye Ordusu’nu kendi bölgemize sokmak istemiyorduk. Onlar ise ısrarla Özgür Suriye Ordusu’nu bölgeye çağırıyorlardı. Özgür Suriye Ordusu’yla birlikte rejime saldırmak istiyorlardı. Bu çağrının halk tarafından kabul görmesi halinde bölge için ölümcül sonuçlar ortaya çıkacaktı.

Bizim kararımız, kendi bölgemizi inşa etmek ve kendimizi korumak için silahlanmak yönündeydi. Bölgemize girmek isteyenlere karşı silahlarımızı elde tutacaktık. Bütünüyle kendi özgücümüze dayanmak esas ilkemizdi. Şam Rejimine karışmayacağız ama eğer bize saldırırsa o zaman karşılık vereceğiz. Şimdi de İstanbul’a yerleşmiş bulunan Suriye muhalefetiyle çalışıyorlar. Bizim Meclisimiz güçlendi, onlar ise gitgide zayıfladı. Bu Meclis’ten kopan kimi gruplar da sonradan bizim Meclise katıldılar. Böylece siyaseten inisiyatifsiz kaldılar, Meclislerini dahi toplayamıyorlar. Meclislerinin güçlü olduğu yeri de IŞİD ellerinden aldı. Bu nedenle bölgede kuvvetleri kalmadı. Adları var fakat herhangi bir etkinlik için güçleri yok.
          
Müslim: Şimdi diğer parçalarla ilişkilerimiz iyi. Hatta Güney’deki yönetimle YNK ve Goran’la ilişkilerimiz iyi. Bir tek KDP’nin hendek kazması yanlış bir şey. KDP orada güçlü olduğu için hendek kazdılar, bu yanlışı düzelteceklerini umuyorum. KDP buraya da hâkim olmak istiyor, ama buna bizim itirazımız var. Bundan dolayı bir sıkıntı var.

Yapılan Sözleşme gereği Mayıs ayında seçim yapılacaktı, bu konuda son durum nedir?

Ehmed: Meclis olarak toplandık ve ittifakla seçimleri erteleme kararı aldık. Hazırlıklarımızı tamamlayana kadar dört ay daha erteledik. Savaştan dolayı koşulları sağlayamıyoruz, haliyle hazırlıklarımız da eksik kalıyor. Bu nedenle böyle bir karar aldık.

Son olarak eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mı?

Ehmed: Bugün Özgürlük ve Devrim Rojava’da yükseliyor. Suriye’nin gerçek devrimi burada. Ortadoğu’da yeni bir deneyimdir bu. Bölgemizdeki halkların zenginliğini bu deneyimde bir araya getirmeye çalışıyoruz, bu nedenle de farklı halklar bu deneyimi desteklemelidir. Bölge köklü bir dönüşümden geçiyor. Vahşi ve kanlı güçler, uzun sürecek bir savaşı bölgeye dayatıyorlar. Devrimci ve demokrat güçler birbirlerini desteklemeliler. Bu süreçte, Kürd siyasetini ve varlığını da öne çıkarmak istiyoruz. Bu ağır tablonun içinde Kürdler için büyük bir fırsat da ortaya çıkmıştır. Fakat çok dar bir çerçeve içinde düşünmüyoruz bunu. Eğer Rojava’daki bu oluşum ortadan kaldırılırsa, bütün bölge felaket getirici bir sarmalın içine girecek. Çünkü geriye kalan şey, Şiiler ve Sünniler arasındaki mezhep savaşı ve diğer ülkeler için silah satacakları bir savaş olacaktır. Bu nedenle, eksiklikleri ve yanlışlıklarıyla birlikte Rojava Devrimi büyük bir deneyimdir.
 
Müslim: Rojava araştırmacılar için bir demokrasi örneğidir. Buradaki oluşum, Mezopotamya’nın özelliklerine uygundur ve bir demokrasi öncülüğüdür. Demokrasi fikrini ve Mezopotamya’nın yerel özgünlüğünü birleştirmesi açısından dikkat çekicidir. Bu oluşumla ilgilenenler bu özellikleri de göz önünde bulundurarak buradaki deneyimle ilgilenmelidirler.